![]()
![]()

Fight Club filmiyle tanınan şeytani yazar chuck palahniuk bir kez daha modern hayatı eleştiriyor. Filmi Dövüş Klübü ile aynı tadı vermese de kitabındaki güçlü anlatım dikkat çekici. Tasiyem öncelikle kitabını okumanızdır.
Zaten filmin afişinden de Fight Club'ın namını kullanmaya devam ettiklerini görebilirsiniz...
Bakın anladığım şey şu.
Bizler ne kötülük dolu günahkarlarız ne de Tanrı'nın mükemmel kopyalarıyız.
Bizler dünyanın bize, birer aziz mi|yoksa seks bağımlısı mı...
aklı başında mı yoksa deli mi,|kahraman mı yoksa kurban mı...
...olduğumuzu söylemesine|izin veririz...
İyi birer anne mi yoksa sevgi dolu|evlatlar mı olduğumuzu.
Ama kendi adımıza karar|verebiliriz.
bazen ne yöne sıçradığından çok,|sıçramış olman önemlidir.
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Eğer yeniden başlayabilseydim yaşama,
İkincisinde daha çok hata yapardım.
Kusursuz olmaya çalışmaz, sırtüstü yatardım.
Neşeli olurdum, ilkinde olmadığım kadar.
Çok az şeyi ciddiyetle yapardım.
Temizlik sorun bile olmazdı asla.
Daha çok riske girerdim
Seyahat ederdim daha fazla.
Daha çok güneşin doğuşunu izler,
Daha çok dağa tırmanır, daha çok nehirde yüzerdim.
Görmediğim birçok yere giderdim.
Dondurma yerdim doyasıya ve daha az bezelye.
Gerçek sorunlarım olurdu hayali olanların yerine
Yaşamın her anını gerçek ve verimli kılan insanlardanım ben.
Yeniden başlayabilseydim eğer, yalnız mutlu anlarım olurdu.
Farkında mısınız bilmem. Yaşam budur zaten.
Anlar, sadece anlar Sizde anı yaşayın.
Hiçbir yere yanında termometre, su, şemsiye ve paraşüt almadan
Gitmeyen insanlardanım ben.
Yeniden yaşayabilseydim eğer, hiçbir şey taşımazdım.
Eğer yeniden başlayabilseydim,
İlkbaharda pabuçlarımı fırlatır atardım.
Ve sonbahar bitene kadar yürürdüm çıplak ayaklarla.
Bilinmeyen yollar keşfeder, güneşin tadına varır,
Çocuklarla oynardım, bir şansım daha olsaydı eğer.
Ama işte 85’indeyim ve biliyorum...
Ölüyorum...
Jorge Luis BORGES
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
3 Devlet Adamının Bir Odaya Kitlenerek Anlaşmak Zorunda Bırakıldığı Bir Belge...
Bosna Savaşı sonucunda imzalanan anlaşmadır.
Bosna Savaşı Neden Çıktı
Slovenya ve
Hırvatistan’ın sırasıyla 1990 ve 1991 yıllarında Yugoslavya Federal Cumhuriyetinden (YFC) ayrılmasının ardından, Bosna Hersek’te (BH) 29 Şubat ve 1 Mart 1992 tarihlerinde bağımsızlık için referandum yapıldı. Bosnalı Müslümanlar ve Hırvatlar plebisite büyük ölçekte katılım göstererek BH'nin federasyondan ayrılmasını desteklerken, Bosnalı Sırpların büyük çoğunluğu oylamayı boykot etti. 5 Nisan 1992’de ulusal parlamento BH’nin YFC'de ayrıldığını ilan etti. Sırplar bunu bahane ederek yüzbinlerin ölümüne milyonların evsiz kalmasına yol açan savaşı ve dolayısıyla İkinci Dünya Savaşından bu yanaki en kanlı olayı başlattılar.
Bir barış anlaşması imzalanması için gösterilen uluslararası düzeyde pek çok başarısız çabanın ardından, şiddetin başlamasından yaklaşık üç buçuk yıl sonra, Amerika Birleşik Devletleri 1995 yılının sonbaharında yeni bir girişim başlattı. Sırp Cumhurbaşkanı Slobodan Miloseviç, Hırvat Cumhurbaşkanı Franjo Tudjman ve Bosnalı Cumhurbaşkanı Aliya İzetbegoviç savaş halindeki tarafları temsilen 1 Kasım 1995’te Ohio eyaletinin Dayton kentindeki Wright-Patterson Hava Üssünde biraraya gelerek yakınlık görüşmelerine başladılar. Görüşmelere dönemin Amerikan Dışişleri Bakan Yardımcısı Richard Holbrooke başkanlık etti. Amerikan hava üssündeki bu hayli gergin geçen görüşmelere İngiltere, Fransa, Almanya ve Rusya'dan oluşan Temas Grubundan ve AB'den temsilciler de hazır bulundu.
Miloseviç, Tudjman ve İzetbegoviç, görüşmelerin başlamasından üç hafta sonra 21 kasım tarihinde bir anlaşmaya vararak, BH’te Barış için Genel Çerçeve Anlaşmasına paraf attılar. Sonrasında Dayton Barış Anlaşması (DBA) ismini alan belge, 14 Aralık 1995’te Paris’te üç Balkan ülkesinin cumhurbaşkanı tarafından resmen imzalandı.
Törende konuşan Clinton, “Bugün bu barış korosunda kurbanların – oyun oynadıkları yerler bombardıman altında ölüm tarlalarına dönüşen çocukların, tecavüze uğrayan genç kızların, öldürülerek toplu mezarlara gömülen erkeklerin, toplama kamplarında açlık çekenlerin, çarpışmalarda ölenlerin, evlerinden ve ailelerinden koparılan milyonlarca insanın – kutsal seslerini de duyuyoruz. Bu kurbanlar yattıkları yerlerden bu barış şarkısına eşlik ediyorlar. Onların sesleri sonsuza dek kalplerimizde ve akıllarımızda kalsın”, dedi.
Anlaşmanın Getirdiği Yükümlülükler
Anlaşma çerçevesinde Müslüman ve Hırvatların BH Federasyonu ile Bosnalı Sırpların yönetimindeki Sırp Cumhuriyeti olmak üzere büyük ölçüde özerk iki taraftan oluşan egemen bir devlet olan BH kurularak, ülkenin uluslararası ve taraflar arası sınırları belirlendi. DBA Ek 4'te BH anayasasına yer verildi.
DBA; BH, Hırvatistan ve YFC’den geriye kalanların birbirlerinin eşit egemenlik haklarına saygılı olmalarını ve anlaşmazlıkları barışçıl yöntemlerle çözmelerini şart koştu.
Taraflar Anlaşmayı imzalayarak insan haklarına, mültecilerin ve yerlerinden edilen vatandaşların haklarına da saygı gösterme yükümlülüğü altına girmiş oldular.
Ayrıca barış kararlarının uygulanması ve savaş suçları ile uluslararası insanlık yasasını ihlal eden diğer eylemlerin soruşturulması için çalışan ilgili tüm taraf ve kuruluşlarla tam bir işbirliği içinde olmayı da kabul ettiler.
NATO 20 Aralık 1995’te 60 bin askerden oluşan çok uluslu Uygulama Gücü (IFOR), İttifakın şimdiye kadarki en büyük askeri operasyonu olan Ortak Çaba Harekâtı kapsamında BH’de konuşlandırıldı. Bir yıllık yetki süresi sonunda Aralık 1996’da IFOR’un yerini İstikrar Gücü (SFOR) aldı. Başlangıçta asker sayısı yaklaşık 32 bin olan SFOR zaman içinde küçüldü. Askeri koşulların uygulanması görevinin Avrupa Birliği önderliğindeki EUFOR'a geçtiği Aralık 2004’e kadar asker sayısı yaklaşık 7 bine indirildi.
Dayton Anlaşması, BH’de kan dökülmesine bir an önce son verilerek ülkede barışın yeniden sağlanması konusunda başarılı oldu; fakat bunu başarırken diğer yandan da dünyanın en karmaşık hükümet sistemlerinden birini kurdu. Söz konusu düzenleme, BH’nin içindeki ve dışındaki pek çok kişi tarafından uzun vadede sürdürülebilir bir sistem olarak değerlendirilmiyor. Merkezi kurumları zayıf olan, bünyesindeki iki taraf arasında sürekli bir ayrılık bulunan ve uluslararası yönetime bağımlı durumdaki ülkeyi henüz işler durumda bir devlet olarak nitelendirmek zor. 22 Kasım'da Dayton Anlaşması anısına Washington’da yapılan törende BH’nin üç taraf grubunun temsilcileri, gelecekteki barış ve refahın temellerini atacak kapsamlı reformları gerçekleştirerek ilerleyeceklerine dair tarihi bir söz verdiler.
Kaynak: www.setimes.com
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı
Lejyoner Hastalığı, Legionellaceae ailesinden L. Pneumophilia adlı bakterinin neden olduğu pnömoni yani zatürre hastalığı olarak tanımlanır.
Hastalığa neden olan bakteri 1977 yılında Philadelphia’da Lejyonerlerin toplantısı sırasında ortaya çıkan salgınla birlikte ortaya konulmuş ve bu nedenle Legionella adı verilmiştir.
Bakteri nemli ortamlarda ve akarsu ya da göllerde yaşar ve bu ortamlarda uzun süre canlılığını koruyabilir. Bakteri bu özelliği nedeniyle klima sistemlerinde de yaşayabilmekte ve bu sistemde oluşan aerosollerin ortamda bulunan insanlarca solunması sonucu akciğere yerleşerek hastalığa neden olmaktadır. Hastalığa halk arasında klima hastalığı denilmesinin sebebi de budur. Hastalığı neden olan bakteri büyük oteller ya da buna benzer kuruluşların su sistemlerine doğal kaynaklardan bulaşabilir ve bu sistemler içerisinde bakım ve dezenfeksiyon koşullarına uyulmadığı takdirde üreyebilir. Su sisteminde üreyen bakteriler su boruları, banyo armatürleri gibi çeşitli ortamlarda üremelerin devam ederek suyun kullanımı sırasında oluşan aerosollerin solukla akciğere alınması sonucu hastalığa neden olur.
Hastalık daha kronik akciğer veya karaciğer hastalıkları, kanserler, şeker hastalığı, alkolizm, yoğun sigara kullanımı neticesi savunma sisteminin zayıflaması sonucu ortaya çıkar yani bu sayılan durumlar lejyoner hastalığı için risk faktörü olarak kabul edilebilir.
Hastalığın belirti ve bulguları nelerdir?
Hastalığın belirti ve bulguları hafif bir üst solunum yolu enfeksiyonu belirtilerinden, ölümcül seyreden zatürreye kadar çeşitlilik gösterebilir. Legionella bakterisinın neden olduğu zatürre hastalığında ateş, halsizlik, baş ağrısı, karın ağrısı, yaygın kas ağrıları, deri döküntüleri, kuru öksürük, nefes darlığı gibi belirtiler kısa sürede ortaya çıkar ve ateş 40 dereceye çıkabilir. Bu hastalarda diğer zatürrelerden farklı olarak sıklıkla akciğer dışı belirti ve bulgular da görülür. Karın ağrısı, bulantı – kusma , ishal, bradikardi (kalp atım sayısının azalması) bu belirtilere örnek olarak sayılabilir. Ayrıca bu hastalarda bilinç bozukluğu da görülebilir. Hastaların fizik muayenelerinde pnömoniye has bulgular mevcuttur.
Tanı yöntemleri nelerdir?
Bu olgularda çekilen akciğer grafileri sadece pnömoni bulguları verir yani hastalığın lejyoner hastalığı olduğunu kanıtlayacak özel bir radyolojik bulgu yoktur. Kan sayımında lökosit sayısı normal olabilir ya da hafifçe artmıştır. Karaciğer enzimlerinde ve LDH enzim düzeyinde yükselme, hiponatremi, böbrek fonksiyonlarında bozulma saptanabilir. Sedimantasyon genellikle yüksektir. Bu bulguların hiçbirisi lejyoner hastalığı için spesifik değildir ve tanı koyduramaz. Kesin tanı için her şeyden önce hekimin hastalıktan kuşkulanması ve bu hastalığın tanısına yönelik tetkikleri istemesi gerekir. Balgam, kan ve idrarda Legionella bakterisi ya da onun antijenleri tespit edilerek tanıya ulaşılır.
kaynak:
http://www.akcigerim.com/?sayfa=lejyonella
Yorum (yok) Yorum yaz! Kalıcı Bağlantı